TBB v. Almanya –Değerlendirme

Birleşmiş Milletler

Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Uluslararası Sözleşmesi

_________________________________________________________________________________

Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi

Başvuru No: 48/2010*, TBB-Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu

Komite tarafından seksenikinci oturumda kabul edilen karar

(26 Şubat 2013)

 

Değerlendirme

Birleşmiş Milletler Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Uluslararası Sözleşme, 4 Ocak 1969 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Şu anda 177 devletin taraf olduğu Sözleşme Türkiye Cumhuriyeti tarafından 13 Ekim 1972 tarihinde imzalanmış, 16 Eylül 2002 tarihinde ise onaylanmıştır.

TBB-Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu/Almanya kararı, Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Komitesi tarafından nefret söylemi konusunda verilen en önemli kararlardan biri olarak görülebilir. Öncelikle bu karar, ırka dayalı nefret söyleminden korunma konusunda mağdur statüsünün nasıl belirleneceğine ilişkin somut kriterler ortaya koymaktadır. İkinci olarak, ifade özgürlüğüne saygı gösterme yükümlülüğü ile Sözleşmenin 2. ve 4. maddeleri ile taraf devletlere yüklenen, kişileri ırka dayalı nefret söyleminden koruma yükümlülüğü arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiği yönünde kayda değer bir tartışma sunmaktadır. Son olarak, ırk ayrımcılığı içeren bir söylemin soruşturulması konusunda Alman Ceza Kanunu’nda yer alan “toplumun huzurunu bozma” koşulunun, Almanya’nın Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri ile ne derece uyumlu olduğu tartışması bu kararın önemini artırmaktadır.

Karara konu olan başvuru, Almanya’da yaşayan Türkler ile Almanlar arasında eşitlik, birlikte yaşam ve iş birliği konuları üzerine yoğunlaşan TBB-Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu adında bir dernek tarafından yapılmıştır. Başvurunun konusu, Eski Berlin Senatosu ve Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi olan Thilo Sarrazin’in bir dergiye verdiği röportajda sarf ettiği Türkler ve Araplara karşı ayrımcılık içeren söylemleridir. Başvurucu dernek, Alman adli makamlarının Sarrazin’i soruşturmayı reddetmesinin Sözleşmeyi ihlal ettiğini savunmuştur. 

Komite, davanın esasına geçmeden önce başvurucu derneğin mağdur statüsüne sahip olup olmadığını sorgulamıştır. Komite’ye göre, başvurucunun tüzel kişi olması mağdur statüsü önünde bir engel teşkil etmemektedir. Komite bu belirlemesiyle Alman Sinti ve Roman Merkez Konseyi ve Diğerleri/Almanya ve Oslo Yahudi Cemaati/Norveç kararlarındaki görüşünü tekrarlamıştır. Başvurucunun Sarrazin’in söylemlerinden doğrudan etkilendiği sonucuna ise şu iki kritere bakarak ulaşmıştır: i) derneğin faaliyetlerinin türü ii) temsil ettiği grubun niteliği. Böylece Komite, Sözleşmenin 14. maddesinde yer alan mağduriyet şartını bu karar ile somutlaştırmıştır.

Esasa ilişkin olarak Komite, Sarrazin’in ifadelerinin Sözleşmenin 4. maddesi kapsamında belli bir ırkın üstünlüğüne ilişkin fikirler içerdiği ve ırk ayrımcılığını teşvik eden nitelikte olduğunu tespit etmiştir. Alman Ceza Kanunun 130. maddesinde yer alan “toplumun huzurunu bozma” koşulu ile ilgili olarak Komite, böyle bir koşulun 2. madde ya da 4. maddede yer almadığını vurgulayarak ulusal hukuk ile Sözleşme arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekmiştir. Sonuç olarak Almanya’nın ırk ayrımcılığı içeren söylemlere karşı etkili soruşturma yürütmediği ve Sözleşmeyi ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

Komite üyelerinden Carlos Manuel Vazquez, ifade özgürlüğünün keskin ve sert söylemleri de kapsadığını ve taraf Devletlerin belli bir söylemi soruşturma konusunda belli bir takdir payı olduğunu belirterek çoğunluk görüşüne katılmamıştır. Vazquez, ifade özgürlüğü ve nefret söylemi arasındaki dengenin gereklilik ve orantılılık ilkelerinin gözetilmesi ile kurulacağını savunmuştur.

Bu karar Komite’nin, taraf Devletlerin ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesi ve kişilerin ırka dayalı nefret söyleminden korunması şeklindeki yükümlülükleri arasında ikincisine ağırlık verdiğini göstermektedir. Böylece Komite, ırk üstünlüğü ve nefreti savunan fikirlerin yayılmasına ilişkin yasağın ifade özgürlüğü ile uyumlu olduğunu belirten 15 sayılı Genel Tavsiye ile, ırkçı nefret söylemi söz konusu olduğunda nefret söylemiyle mücadelenin ifade özgürlüğüne ağır basacağını belirttiği Oslo Yahudi Cemaati/Norveç kararındaki yaklaşımını güçlendirmiştir. Ayrıca bu karar, söylemin siyasi bir bağlam içinde yer almasının tek başına adli makamların soruşturma yürütmesini engellemeyeceği yönünde görüş bildirdiği Gelle/Danimarka ve Adan/Danimarka kararlarıyla da uyumludur.

TBB-Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu/Almanya kararını Komite’nin önceki içtihadından ayıran en önemli özelliği, ulusal hukukun Sözleşme ile uyumsuzluğunun açıkça belirtilmiş olmasıdır. Daha önce Alman Sinti ve Roman Merkez Konseyi ve Diğerleri/Almanya kararında da Alman Ceza Kanunu’nun 130. maddesini tartışan Komite, ulusal hukukun Sözleşmeye olan uygunluğunu soyut olarak belirlemenin yetkisi dahilinde olmadığını belirtmişti. Bu kez aynı maddenin Sözleşme ile uyumsuzluğunu tespit etmesi, Komite’nin önceki içtihadından ayrıldığını göstermektedir. Ancak Vazquez’in karşı görüşünde belirttiği gibi, bunu gereklilik ve orantılılık testlerine başvurmadan yapmış olması ve Almanya’nın takdir payını kısıtlaması eleştiriyi hak etmektedir.

Sözleşmeye taraf Devletlerin bazılarının ceza kanunları, ayrımcılık ya da kin ve nefrete teşvik suçları açısından toplum düzenin bozulması ve benzeri koşulları barındırmaktadır. Örneğin Türk Ceza Kanunu’nun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” başlıklı 216. maddesinde “kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” koşulu yer almaktadır.  Komite’nin önüne gelen bireysel başvurularda ya da taraf Devletlerin periyodik raporları sonrası vardığı nihai gözlemlerinde bu tarz koşulların Sözleşme ile uyumsuzluğuna değinip değinmeyeceği ve taraf Devletlere ne tür tavsiyelerde bulunacağı merak konusudur.

 

Değerlendirme: Betül Durmuş

Çeviri: Defne Orhun

 

* Somut başvurunun incelenmesine Komite’nin şu üyeleri katılmıştır: Nourredine Amir; Alexei S. Avtonomov; José Francisco Cali Tzay; Anastasia Crickley; Fatimata-Binta Victoire Dah; Régis de Gouttes; Ion Diaconu; Kokou Mawuena Ika Kana (Dieudonné) Ewomsan; Yong’an Huang; Patricia Nozipho January-Bardill; Anwar Kemal; Dilip Lahiri; Jose A. Lindgren Alves; Pastor Elías Murillo Martínez; Waliakoye Saidou; Carlos Manuel Vázquez. Komite İçtüzüğü’nün 90. maddesi gereğince, Sayın Gün Kut somut başvurunun incelemesine iştirak etmemiştir.

Carlos Manuel Vazquez’in bireysel görüşü somut Görüşlere ayrı bir belge olarak eklenmektedir (CERD/C/82/3).

Social Media Center